Fırtınaışığı Arşivi // Brandon Sanderson


#1

Yazarı tanımayanlar için kısa bir özet geçeyim…

2000 sonrası fantastik kurgu yazarları içinde üretkenliği ve yaratıcılığı ile öne çıkan yazarların başında geliyor. Şu ana kadar yirmi beşi aşkın kitabı yayınlanmıştır. Bu kadar kitabı 10 sene gibi bir sürede yazdığını düşündüğümüzde Sanderson’ın hayal gücüne hayran kalmamak elde değil.

Bu kitaplardan en popülerleri; Elantris, Sissoylu, Fırtınaışığı Arşivi serileri Cosmere (Kosmer) adını verdiği bir üst serinin altında toplanıyor. Cosmere büyük bir evren ve bu kitap serilerinin her biri kendi hikayesine sahip olsa da, hepsi bu evrende geçiyor ve bir noktada birbirine ufakta olsa bağlanıyorlar. Sanderson’ın aklında bu seriler ve Cosmer ile ilgili çok başka bir plan var ama ona şimdi girmiyoruz.

Fırtınaışığı Arşivi serisi ise, Roshar adı verilen tek kıtalı bir dünyada geçen, tüm diğer Sanderson kitapları gibi özgün bir büyü sistemine sahip bir epik fantastik kurgu serisidir. Şu ana kadar iki cildi yayınlandı ve toplamda on cilt olması planlanmaktadır. Zaman Çarkı serisi gibi tuğla kalınlığında on cilt.

Bu dünyadaki büyü denilen şey, sadece Parlayan Şövalyeler’in ve Spren denilen varlıkların kurduğu bağ sayesinde gelen bir yetenekten ibarettir. Fantastik kurgu türünün alışılmış büyü sistemlerinden çok farklı olarak, SÖZ denilen kutsal kelimeleri, ruhu ve karakteri ile birleştirebilen bu insanlara Parlayan Şövalye denilmiştir. Bu birleşim sonrası Sprenin türüne göre güçler kazanıyorlar. örneğin; uçabiliyorlar, çok hızlı hareket edebiliyorlar, cisimleri tavana-duvara istedikleri yere yapıştırabiliyorlar, düz duvarda koşabiliyorlar… Bunun gibi onlarca yeteneğe sahip olabiliyorlar. Tüm bu şeyleri Roshar’ın hayat kaynağı olan fırtınaışığı sayesinde yapabiliyorlar. Hiçbir insanın sahip olmadığı, fırtınaışığını vücutlarına hapsedebilme yetenekleri sayesinde yapabiliyorlar.

Serinin ilk kitabı Kralların Yolu’nun başında bu efsanevi yeteneğe sahip kişilerin artık yaşamadığını görüyoruz. Roshar krallıklara bölünmüş durumda ve insanlar bu şekilde yaşayıp gitmektedir. Ama her klasik kurguda olduğu gibi bu huzurun bozulması gerekmektedir. Bu huzurun bozulmasıyla birlikte Sanderson sizi on cilt sürecek bir muhteşem bir maceranın ortasına atıyor.


Seriyi spoiler vermeden en kısa bu kadar tanıtabildim. Eğer şu ana kadar bu seri ile tanışmadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz. :slight_smile:


#2

Brandon Sanderson’ların Türkçeye çevrilmiş kitaplarının tamamını okudum. Tek kelimeyle inanılmaz bir yazar. Kitaplarının sonları için bile övülmeyi hak ediyor.

Hele Kralların Yolu’nun sonunda Kaladin’in tamamıyla gücünü kullanmayı öğrendiği savaş sahnelerinde heyecandan ağladım